Anime Foruma Hoş Geldiniz.
AnasayfaAnasayfa  ­TakvimTakvim  ­SSSSSS  ­Üye ListesiÜye Listesi  ­Kayıt OlKayıt Ol  ­Giriş yapGiriş yap  
Paylaş | 
 

 İsimsiz Hikayem

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jinchuuriki
Developer
Developer


Erkek Mesaj Sayısı: 63
Nerden: Samsun
Ruh Hali:
Kayıt tarihi: 29/12/08

MesajKonu: İsimsiz Hikayem   C.tesi Ocak 10, 2009 5:30 pm

Merhaba!Bu bölüme örnek olmak açısından ilk önce kendi hikayemi ekleyeceğim.öncelikle şunu belirtmek istiyorum kesinlikle profesyonel değilim bu konuda.Benimkisi amatörce yapılan bir hobi sadece.Eğer hikayemi okur ve yorumda bulunursanız çok mutlu olurum.Aslında hikayede bayağı ilerlemiş olmama rağmen şimdilik sadece ilk bölümlerini ekleyeceğim.Zamanla gerisini de buraya yazmaya devam edeceğim.Hikaye dışındaki yorumlarımı kırmızı yazacağım ki hikayeyle karışmasın.Siz de yorumlarınızı kırmızı renkli yazarsanız çok iyi olur.

_________________
1)Lütfen forum kurallarına uyalım. http://jinchuuriki.turkforumpro.com/kurallar-f4/kurallar-t2.htm
2)Lütfen Türkçe'mize elimizden geldiğince dikkat edelim.Onu biz korumazsak bizden başka koruyacak kimse yok.
3)Eğer herhangi bir istek, şikayet, öneriniz olursa bana ve moderatörlere söyleyebilirsiniz.En kısa sürede ilgileniriz.


En son Jinchuuriki tarafından C.tesi Ocak 10, 2009 5:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://jinchuuriki.turkforumpro.com
Jinchuuriki
Developer
Developer


Erkek Mesaj Sayısı: 63
Nerden: Samsun
Ruh Hali:
Kayıt tarihi: 29/12/08

MesajKonu: Geri: İsimsiz Hikayem   C.tesi Ocak 10, 2009 5:31 pm

Keskin soğuktan donmuş elleriyle yüzünü örtmüş sessizce ağlıyordu. Ağlamanın ona faydası olmadığını anladığında babasının mezarına koşmaya başlamıştı bile.Hava çok soğuktu. Rüzgâr adeta vücudunu kesiyordu.Kısa zaman sonra küçük bir mezarın başında orta boylarda,zayıf,küçük bir çocuk bekliyordu.Yeşil gözleri neredeyse sönmüştü.Eskiden hayat ne güzeldi onun için.Annesi ve babası ile birlikte mutlu bir şekilde yaşıyorlardı.Ama sonra,babası savaşta düşmanlar tarafından vahşice öldürülmüştü.Onun için üzülse de annesiyle birlikte mutlu olmaya çalışıyordu ama olmuyordu işte.Hayat onsuz geçmiyordu.Ve bu gece küçük çocuk pazardan evine geldiğinde evin yandığını görmüştü.Evi yakılıp annesi öldürülmüştü.Kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki.Bu düşüncelerden sıyrıldı.Şimdi ne yapacağını düşündü.Artık bu acımasız dünyada yapayalnızdı.İçinde bir şeylerin başladığını hissetti.Yeni bir şeyler.Daha önce hissetmediği intikamdı bu.Burada başlamıştı burada bitmeliydi.Onur yasaları bunu gerektirirdi.Babasının mezarının üzerinde bulunan keskin,sapı taşlarla süslenmiş,simsiyah kılıcı çekti.Gözleri kapandı.Kendini yavaşça yerdeki karlara bıraktı.Uzun zamandır onu izleyen bir çift göz ona doğru yaklaştı.Yumuşacık elleriyle onu yerden kaldırdı.

Yavaşça yattığı yerden kalktı.Sabah olmuştu.Pencereden baktığında onu uyandıranın kuşların ötüşü olduğunu anladı.Acaba neredeydi.Etrafına bakındı.Küçük bir evdi burası.Yavaşça yanan bir sobanın yanına kurulmuştu yattığı yatak.Basık tavandan dolayı sobadan çıkan duman odayı dolduruyor sonra bacayı bulup yavaşça dışarı çıkıyordu.Hemen hemen hiç eşya yoktu evin birinci katında.Bir yatak,soba,tahtadan bir sandalye ve küçük bir masa.Birden dün geceyi hatırladı.Kılıcı neredeydi.Yavaşça odaya göz gezdirdi.Sandalyenin yanında sanki onu beklermişçesine duruyordu.O sırada kapı açıldı ve içeriye yaşlı bir adam girdi.Saçları ağarmış siyah gözlü geniş omuzlu biriydi.Çocuğa
"Merhaba"
"Sen de kimsin ve ben neden buradayım."
"Dün gece seni mezarlıkta buldum.soğuktan bayılmıştın.ben de seni buraya getirdim.Mezarlıkta ne işin vardı"
"Gidecek başka bir yerim yoktu"
"Peki söyle bakalım.Ailen nerede?"
"Artık bir ailem yok."
Başından geçenleri sessizce anlatmıştı yaşlı adama.Adam çocuğun anlattıklarıyla üzülüyor ama içinden müthiş bir şekilde seviniyordu.Bu çocuk o yıllardır beklediği çocuk olmalıydı.
"O zaman benimle kalacaksın bundan sonra"
"Hayır hayır ben başımın çaresine bakarım."
"Ama ben bakamam.benim gibi yaşlı birini yalnız mı bırakacaksın"
"Pekala sanırım bir süre burada kalmamın bir sakıncası olmaz"
“Bu arada benim ismim Xen evlat."
"Benim adım da Etar"
"İsminin anlamını biliyor musun?"
"Hayır"
"Büyük güç ve onur anlamına gelir."

Günler Etar için sıkıcı ve normal geçiyordu. her gün odun kırıyor onları yakıyor sonra ise kılıcıyla çalışmalar yapıyordu.Hava kararana kadar kılıcını oraya buraya savuruyor hava kararınca Xen'in ona yaptığı sert samandan yatağa yatıp intikam alacağı günü düşlüyordu.Henüz küçük olduğunu biliyordu. Bu dünyayla tanışalı 15 yıl olmuştu daha ama içinde bir gücün saklı olduğuna inanıyordu.Ertesi gün aynı şekilde başlıyor,aynı şekilde bitiyordu. Aradan yaklaşık bir yıl geçmişti.Artık alışmıştı bu olanlara.Her gününün aynı geçmesine aldırmıyordu.Gittikçe daha iyi savurmaya başlamıştı kılıcını.Eskiden olsa kılıcı bile zor kaldırırdı.Ama şimdi rahatlıkla savurabiliyordu onu.Siyah simsiyah kılıcını seviyordu.En iyi dostuydu onun.Bu yüzden istiyordu onu öğrenmeyi,birazda.

Yaz geldiğinde ormanda kısa yürüyüşler yapmaya başlamıştı.Küçük bir ormandı.Kısa zamanda ezberlemişti hangi yolun nereye çıktığını.Bu kısa orman yürüyüşleri hem içine huzur veriyor,hem de eski günleri hatırlatıyordu ona.Eskiden babasıyla birlikte evlerinin arkasındaki küçük korulukta yürürlerdi.Tek başına bu ormanda yürümek hem içini acıtıyor,hem de eski günleri ona tekrar yaşatıyordu.Bu yüzden seviyordu ormanda yürümeyi.Garip bir histi.

Bir gün orman yürüyüşünden dönerken yaşlı Xen’in evinin yandığını gördü.Hemen koşmaya başladı.Eve vardığında Xen yerde yaralı bir halde yatıyordu.Birkaç adam Etar’ın etrafını sardı.Etar hemen kılıcını çekti.Çok sinirlenmişti.”Bunu ödeyeceksiniz” diye haykırdı.Tüm gücüyle kılıcı savurdu.Cansız bir beden yere düşmüştü.Hızlı bir hamleyle kılıcı diğerinin karnına sapladı.O sırada kolunun kesildiğini hissetmedi bile.Hamlesini bitiremeden üçüncü adamı da yere sermişti.Simsiyah kılıcı kandan kırmızıya dönmüştü.O sırada kendisine doğru gelen bir balta hamlesinden kurtuldu ve 90 derece dönerek adamın kılıç tutan elini kesti.Adam kaçmaya başladı.

Adam uzaklaştığında Xen’in yattığı yere doğru çömeldi.
”Seni kurtaracağım.”
“Hayır!Benim zamanım doldu.Benim gözlerim dünyaya kapanalı 15 yıl oldu.Al şu mektubu ve Saroz şehrindeki komutana götür.Artık hayatın değişecek”
“Seni unutmayacağım.”
Mektup sarı bir zarfa konmuştu.Cebine attı.Ölen kurtarıcısını gömdü ve yola koyuldu.Şu
sözler aklından çıkmıyordu “Artık hayatın değişecek.”

_________________
1)Lütfen forum kurallarına uyalım. http://jinchuuriki.turkforumpro.com/kurallar-f4/kurallar-t2.htm
2)Lütfen Türkçe'mize elimizden geldiğince dikkat edelim.Onu biz korumazsak bizden başka koruyacak kimse yok.
3)Eğer herhangi bir istek, şikayet, öneriniz olursa bana ve moderatörlere söyleyebilirsiniz.En kısa sürede ilgileniriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://jinchuuriki.turkforumpro.com
Jinchuuriki
Developer
Developer


Erkek Mesaj Sayısı: 63
Nerden: Samsun
Ruh Hali:
Kayıt tarihi: 29/12/08

MesajKonu: Geri: İsimsiz Hikayem   C.tesi Ocak 10, 2009 5:34 pm

Yük kervanı yavaşça yol alıyordu.Değerli bir şeyler taşıdıkları askerlerin yüzünden belli oluyordu.Neredeyse hepsi sapsarı kesilmişti.Gün kimseye hissettirmeden yavaşça batıyordu.Gerçektende kervandaki kimse fark etmemişti güneşim battığını.Herkes pür dikkat etrafını süzüyordu.Ağır ağır ilerleyen kervan en az hayatları kadar önemliydi.Bu mallar şehre varmazsa beş parasız kalacaklardı.Canları pahasına korumalıydılar bu kervanı.Kervan başkanı eliyle durmalarını işaret etti.Birkaç dakika etrafı dinledi ve sessizce:
“Bu geceyi burada geçirelim.”
“Delirdin mi en tehlikeli haydutlar bu civardaki kervanlara saldırır.Burada yok olan kervanlarla güneşe ulaşabilirsin.”
“Ama en yetenekli askerlerde bizde.”
Bu sözler komutanın gururunu okşamıştı her ne kadar yola devam etmek istese de.
“Peki burada kalalım ama çok dikkatli olmalıyız.”
“Sen merak etme.”
Kervan başkanı sırıtarak yere uzandı.Eşekleri bir yere bağlayıp ateş yaktılar.Birkaç saat sonra herkes uyuyordu.Gün çoktan batmış Etraf boğucu bir karanlığa teslim olmuştu.Birden acı bir çığlık duydular.Kervan başkanı zehirli bir okla kafasından vurulmuştu.Beynini parçalayan ok bir ağaca saplandı.Ardından akın akın gelen haydutları saymazsak çok ta tehlikeli gözükmüyordu.

Askerler uyanıp kılıçlarına sarındıklarında haydutlar yaklaşmıştı.Korkunç böğürtülerle yere yıkılan onlarca asker iğrenç barbarların yüzünü güldürüyordu.Komutan kılıcını savurdukça haydutları yere yıkıyordu.Ama artık yorulmuştu.Karnına saplanan kılıca aldırmadan son kez savurdu hayattaki tek dostunu.Sonra yere yıkıldı.Görüntü birden bulanıklaştı.

Kafası zonkluyordu uyandığında Etar’ın.Kafasında bir şişlik vardı.Az önce gördüğü rüyaya bir anlam veremedi.Onunla bir ilgisi yoktu ancak heyecanlanmıştı.Komutan için üzüldü.Ama kendisi neredeydi.

Etrafına bakındı.Küçük bir hücredeydi.Peki burada ne işi vardı.Hafızasını yokladı.Bir şey çıkmıyordu.Ama kafası hala zonkluyordu.Hücrede hiçbir şey yoktu.Dışarıdan sesler geliyordu.Birden hatırlamaya başladı.

Saroz şehrine giderken dinlenmek için bir ağacın altına uzanmıştı.Uyandığında başında 5-6 kişi bekliyordu.İçlerinden biri Etar'ın kılıcını elinde tutuyordu.
"Bunu alıyorum umarım kusuruma bakmazsın"

Gerisini hatırlayamıyordu.Muhtemelen kafasına bir şeyle vurmuşlardı.Peki ondan ne istiyorlardı.Köle taciri olduklarını düşündü.Ne de olsa Etar iri biriydi ve ondan iyi bir köle olurdu.Şimdi buradan nasıl çıkacağını düşündü.Cebine baktığında mektup orada yoktu.Sinirden bağırıp küfürler savurmaya başladı.Uzun bir süre sonra siniri yatıştığında içeri iri bir adam girdi.Onu tuttuğu gibi dışarı çıkardı.Hiç debelenmemişti çünkü debelenerek sadece uysal olmadığını kanıtlardı.Onun yerine daha uygun bir zamanı beklemeliydi.Büyük bir odaya girmişlerdi.Odada 3 kişi vardı.Ancak hiç eşya yoktu.Geçici bir merkezleri olmalıydı.Onu tutan adam zayıf ve kısa boylu birini göstererek
"Yeni efendin bu adam.Senin için tam 100 altın ödedi.Her dediğini yapsan iyi olur yoksa kafanı keseriz."

Gözüne adamın belindeki bıçak ilişti.Onu almalıydı ama nasıl.Etar’ı bağlamak için ip alırken bıçağı çekti ve adamın bacağına sapladı.Diğer adamı ise tekmeyle yere yıktı.Yere yıkılan adamın belinden simsiyah kılıcını aldı.
"Bunu alıyorum umarım kusuruma bakmazsın"

Kılıcı sertçe kalbine sapladı sonra bacağı kanlar içinde yerde yatan adama yöneldi.Bayılmıştı.altın kesesini aldı ve olayın şokunu atlatamamış ufak tefek adama verdi.O sırada içeri giren üç adam diğerlerinin yerde yattığını görünce sarardılar.Etar onlarla dövüşürken arkasındaki pencerenin kırıldığını duydu ancak arkasını dönemeden kafasına yediği bir sopayla yere yıkıldı.

_________________
1)Lütfen forum kurallarına uyalım. http://jinchuuriki.turkforumpro.com/kurallar-f4/kurallar-t2.htm
2)Lütfen Türkçe'mize elimizden geldiğince dikkat edelim.Onu biz korumazsak bizden başka koruyacak kimse yok.
3)Eğer herhangi bir istek, şikayet, öneriniz olursa bana ve moderatörlere söyleyebilirsiniz.En kısa sürede ilgileniriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://jinchuuriki.turkforumpro.com
 

İsimsiz Hikayem

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Jinchuuriki :: FRP Forum :: Kendi Yazdıklarınız-