Keskin soğuktan donmuş elleriyle yüzünü örtmüş sessizce ağlıyordu. Ağlamanın ona faydası olmadığını anladığında babasının mezarına koşmaya başlamıştı bile.Hava çok soğuktu. Rüzgâr adeta vücudunu kesiyordu.Kısa zaman sonra küçük bir mezarın başında orta boylarda,zayıf,küçük bir çocuk bekliyordu.Yeşil gözleri neredeyse sönmüştü.Eskiden hayat ne güzeldi onun için.Annesi ve babası ile birlikte mutlu bir şekilde yaşıyorlardı.Ama sonra,babası savaşta düşmanlar tarafından vahşice öldürülmüştü.Onun için üzülse de annesiyle birlikte mutlu olmaya çalışıyordu ama olmuyordu işte.Hayat onsuz geçmiyordu.Ve bu gece küçük çocuk pazardan evine geldiğinde evin yandığını görmüştü.Evi yakılıp annesi öldürülmüştü.Kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki.Bu düşüncelerden sıyrıldı.Şimdi ne yapacağını düşündü.Artık bu acımasız dünyada yapayalnızdı.İçinde bir şeylerin başladığını hissetti.Yeni bir şeyler.Daha önce hissetmediği intikamdı bu.Burada başlamıştı burada bitmeliydi.Onur yasaları bunu gerektirirdi.Babasının mezarının üzerinde bulunan keskin,sapı taşlarla süslenmiş,simsiyah kılıcı çekti.Gözleri kapandı.Kendini yavaşça yerdeki karlara bıraktı.Uzun zamandır onu izleyen bir çift göz ona doğru yaklaştı.Yumuşacık elleriyle onu yerden kaldırdı.
Yavaşça yattığı yerden kalktı.Sabah olmuştu.Pencereden baktığında onu uyandıranın kuşların ötüşü olduğunu anladı.Acaba neredeydi.Etrafına bakındı.Küçük bir evdi burası.Yavaşça yanan bir sobanın yanına kurulmuştu yattığı yatak.Basık tavandan dolayı sobadan çıkan duman odayı dolduruyor sonra bacayı bulup yavaşça dışarı çıkıyordu.Hemen hemen hiç eşya yoktu evin birinci katında.Bir yatak,soba,tahtadan bir sandalye ve küçük bir masa.Birden dün geceyi hatırladı.Kılıcı neredeydi.Yavaşça odaya göz gezdirdi.Sandalyenin yanında sanki onu beklermişçesine duruyordu.O sırada kapı açıldı ve içeriye yaşlı bir adam girdi.Saçları ağarmış siyah gözlü geniş omuzlu biriydi.Çocuğa
"Merhaba"
"Sen de kimsin ve ben neden buradayım."
"Dün gece seni mezarlıkta buldum.soğuktan bayılmıştın.ben de seni buraya getirdim.Mezarlıkta ne işin vardı"
"Gidecek başka bir yerim yoktu"
"Peki söyle bakalım.Ailen nerede?"
"Artık bir ailem yok."
Başından geçenleri sessizce anlatmıştı yaşlı adama.Adam çocuğun anlattıklarıyla üzülüyor ama içinden müthiş bir şekilde seviniyordu.Bu çocuk o yıllardır beklediği çocuk olmalıydı.
"O zaman benimle kalacaksın bundan sonra"
"Hayır hayır ben başımın çaresine bakarım."
"Ama ben bakamam.benim gibi yaşlı birini yalnız mı bırakacaksın"
"Pekala sanırım bir süre burada kalmamın bir sakıncası olmaz"
“Bu arada benim ismim Xen evlat."
"Benim adım da Etar"
"İsminin anlamını biliyor musun?"
"Hayır"
"Büyük güç ve onur anlamına gelir."
Günler Etar için sıkıcı ve normal geçiyordu. her gün odun kırıyor onları yakıyor sonra ise kılıcıyla çalışmalar yapıyordu.Hava kararana kadar kılıcını oraya buraya savuruyor hava kararınca Xen'in ona yaptığı sert samandan yatağa yatıp intikam alacağı günü düşlüyordu.Henüz küçük olduğunu biliyordu. Bu dünyayla tanışalı 15 yıl olmuştu daha ama içinde bir gücün saklı olduğuna inanıyordu.Ertesi gün aynı şekilde başlıyor,aynı şekilde bitiyordu. Aradan yaklaşık bir yıl geçmişti.Artık alışmıştı bu olanlara.Her gününün aynı geçmesine aldırmıyordu.Gittikçe daha iyi savurmaya başlamıştı kılıcını.Eskiden olsa kılıcı bile zor kaldırırdı.Ama şimdi rahatlıkla savurabiliyordu onu.Siyah simsiyah kılıcını seviyordu.En iyi dostuydu onun.Bu yüzden istiyordu onu öğrenmeyi,birazda.
Yaz geldiğinde ormanda kısa yürüyüşler yapmaya başlamıştı.Küçük bir ormandı.Kısa zamanda ezberlemişti hangi yolun nereye çıktığını.Bu kısa orman yürüyüşleri hem içine huzur veriyor,hem de eski günleri hatırlatıyordu ona.Eskiden babasıyla birlikte evlerinin arkasındaki küçük korulukta yürürlerdi.Tek başına bu ormanda yürümek hem içini acıtıyor,hem de eski günleri ona tekrar yaşatıyordu.Bu yüzden seviyordu ormanda yürümeyi.Garip bir histi.
Bir gün orman yürüyüşünden dönerken yaşlı Xen’in evinin yandığını gördü.Hemen koşmaya başladı.Eve vardığında Xen yerde yaralı bir halde yatıyordu.Birkaç adam Etar’ın etrafını sardı.Etar hemen kılıcını çekti.Çok sinirlenmişti.”Bunu ödeyeceksiniz” diye haykırdı.Tüm gücüyle kılıcı savurdu.Cansız bir beden yere düşmüştü.Hızlı bir hamleyle kılıcı diğerinin karnına sapladı.O sırada kolunun kesildiğini hissetmedi bile.Hamlesini bitiremeden üçüncü adamı da yere sermişti.Simsiyah kılıcı kandan kırmızıya dönmüştü.O sırada kendisine doğru gelen bir balta hamlesinden kurtuldu ve 90 derece dönerek adamın kılıç tutan elini kesti.Adam kaçmaya başladı.
Adam uzaklaştığında Xen’in yattığı yere doğru çömeldi.
”Seni kurtaracağım.”
“Hayır!Benim zamanım doldu.Benim gözlerim dünyaya kapanalı 15 yıl oldu.Al şu mektubu ve Saroz şehrindeki komutana götür.Artık hayatın değişecek”
“Seni unutmayacağım.”
Mektup sarı bir zarfa konmuştu.Cebine attı.Ölen kurtarıcısını gömdü ve yola koyuldu.Şu
sözler aklından çıkmıyordu “Artık hayatın değişecek.”
_________________
1)Lütfen forum kurallarına uyalım.
http://jinchuuriki.turkforumpro.com/kurallar-f4/kurallar-t2.htm2)Lütfen Türkçe'mize elimizden geldiğince dikkat edelim.Onu biz korumazsak bizden başka koruyacak kimse yok.
3)Eğer herhangi bir istek, şikayet, öneriniz olursa bana ve moderatörlere söyleyebilirsiniz.En kısa sürede ilgileniriz.